Allah’a neyi kurban edelim…ŞİNASİ GÜNDÜZ20 Ağustos 2018

Allah’a neyi kurban edelim…

Müminlerin tarih boyu eda ettikleri bir ibadet olarak kurban; İslam’ın şiarları arasında Allah’a yakınlaşmanın, fedakarlığın, kulluğun ve şükrün ifadesidir.

Müminlerin tarih boyu eda ettikleri bir ibadet olarak kurban; İslam’ın şiarları arasında Allah’a yakınlaşmanın, fedakarlığın, kulluğun ve şükrün ifadesidir. Her ümmet için bir “mensek” olarak belirlenen (Hac, 22/34) ve tarih boyu peygamberlerce ve onların tebliğ ettiği mesajı izleyen inananlarca ifa edilen bir ibadettir. Mümin insan için en sevgili, en değerli ve en belirleyici olana, yani Allah’a, yaşamındaki değerli şeylerin adanması, onun için harcanması, gerektiğinde gözünü kırpmadan feda edilmesi eylemidir. Bu bağlamda peygamberler; kendileri için değerli olan her şeylerini, mallarını, evlatlarını ve yeri geldiğinde canlarını Allah yolunda feda etmekten çekinmediler; Hz. İbrahim örneğinde olduğu gibi, kendileri için Allah’a itaat hususunda bir sınama olduğunu düşündükleri biricik evlatlarını bile gerektiğinde gözünü kırpmadan Allah’a adamaktan sakınmadılar.

Kurbanın özü ve amacı takva ile Allah’a yakınlaşmadır; zira kurban edilen hiçbir şey, şeklen Allah’a ulaşmaz. Dolayısıyla kurban, gelenek-göreneğin yönlendirdiği bir adet, şekli ritüellerle bezenmiş bir ayin değildir. Kurbanda aslolan içtenlik, samimiyet, arınma, sahip olunan her şeyin aslında Allah’a ait olduğunun ve kişinin bunu sadece geçici olarak sahiplendiğinin farkında olunması ve Allah’ın rızasını kazanma arzusudur.

Kur’an’da “hedy”, “zebh” ve “nahar” terimleriyle bahsedilen kurban, belirlenmiş bazı hayvanların, bayram günlerinde Allah için Allah’ın adı anılarak kesilmesi şeklinde yapılan ibadettir. Kurban edilen bu hayvanların etleri, Hz. Peygamber’in sünnetinde olduğu şekilde ihtiyaç sahiplerine, fakir-fukaraya dağıtılarak ve aile içinde eş, dost ve akraba ile tüketilir. Bu durum; takva amacıyla eda edilen bu ibadetin aynı zamanda müminlerin cemaat olma bilincine bir katkıdır. Kurban ile birey, cemaat bilinci doğrultusunda paylaşmayı, dayanışmayı ve yardımlaşmayı gözetir. Böylelikle toplumsal yapıda bireyler; sahip oldukları değerler ve varlıklar açısından “ben” olmaktan “biz” olmaya doğru evrilir; bencillik, egoizm bir tarafa bırakılır ve cemaat olma bilinci pekişir.

Kurban vesilesiyle kişi; aslında kendisiyle Allah (cc) arasına mesafe koyma riski taşıyan, kendisini Allah’ın sınırlarından uzaklaştırma tehlikesine haiz her şeyi de Allah için feda etmeli, edebilmelidir.

Kurban, kurban olarak sunulan belirli bir hayvanla sınırlı kalmamalıdır… Kurban vesilesiyle kişi; aslında kendisiyle Allah (cc) arasına mesafe koyma riski taşıyan, kendisini Allah’ın sınırlarından uzaklaştırma tehlikesine haiz her şeyi de Allah için feda etmeli, edebilmelidir. Bu bağlamda kurban; bireysel ve sosyal yaşantımızda değer verdiğimiz servet, mal, mülk, eş, evlat, çıkar, menfaat ve benzeri şeylerin aslında bizler için birer risk ve tehlike unsurları olduğunun farkında olmak ve sahip olduğumuz bu şeylerden herhangi biri ya da tamamı bizleri sıratı müstakimden, Allah ve Resulünün yolundan ve bu uğurda bir mücadeleden alıkoyma riski taşıyorsa, gerektiğinde çekinmeden bunlardan fedakarlıkta bulunabilme şuurunun da ifadesidir. Zira şuurlu bir mümin olmak, sahip olduğumuz bu metaların, varlıkların ve değerlerin bizlere birer imtihan vesilesi olarak ödünç verildiğinin farkında olmak, bütün bunların asıl maliki/sahibi olan Allah’ın gerektiğinde bunları bizden alacağının bilincinde olmak, dolayısıyla bunları aslında Allah yolunda infak edilecek birer fırsat olarak görmektir, görebilmektir…

Bu bilinçle eda edilecek kurban, kurbanımızı gerçek anlamda kurban yapar. Kurban olarak sunacağımız hayvandan önce, bireysel ve sosyal yaşantımızda her birimiz için imtihan vesilesi olan mal, mülk, makam, şöhret, evlâdu iyâl ve benzeri şeyleri gözden geçirelim; Allah ile Allah’ın dini ve bizim için öngördüğü sınırlar ile aramıza mesafe koyma riski taşıyan şeyleri/hususları öncelikle bir tarafa bırakalım. En değerli şeylerimizin gerçekte bizler için birer imtihan vesilesi ve Allah yolunda infak edeceğimiz birer emanet olduğunun farkında olalım ve bütün bunları Allah’a yakınlaşma vasıtaları olarak görelim. Unutmayalım ki; kurban olarak kestiğimiz hayvanların etleri ve kanları Allah’a ulaşmaz; O’na ancak takvamız ulaşır (Hac, 22/37).