Ramazan: İnanan kalplerin muhasebe zamanıŞİNASİ GÜNDÜZ15 Mayıs 2018

Ramazan: İnanan kalplerin muhasebe zamanı

Ramazan, inanan bireylerin oruçlu oldukları bir dönemdir. Allah’a karşı gelmekten sakınmamız, Allah’a bihakkın iman ve emirlerine ittibâ ile O’na yakınlaşmamız açısından geçmiş topluluklara olduğu gibi bizlere de farz kılınan orucun tutulduğu aydır.

Kur’an ayıdır Ramazan… Rabbimizin bizi Kur’an’la buluşturduğu, Kur’an’ın nazil olmaya başladığı ve bin aydan daha hayırlı olan gecenin bulunduğu ay…

Kur’an ayı olarak Ramazan, mü’minlerin Kur’an’la buluşmaları, kalplerini Kur’an’a açmaları ve Kur’an’la temizlenmeleri açısından bir fırsat… İnsanlar için bir yol gösterici, Haktan bir beyyine ve hak ile batılı ayrıştırıcı bir rehber olan Kur’an’ı okuma, anlama ve kalplerin Kur’an’la aydınlanması için bir vesile…

Ramazan, inanan bireylerin oruçlu oldukları bir dönemdir. Allah’a karşı gelmekten sakınmamız, Allah’a bihakkın iman ve emirlerine ittibâ ile O’na yakınlaşmamız açısından geçmiş topluluklara olduğu gibi bizlere de farz kılınan orucun tutulduğu aydır.

Bu ay süresince mü’minler, yalnızca yemekten, içmekten ve şehevi ilişkilerden uzak durmakla değil, aynı zamanda tüm duyularını ve duygularını haramdan, münkerden ve mâsivâdan uzak tutmak suretiyle oruçlarını tutarlar. Böylelikle Ramazan, mü’min bireyleri koruyan bir aydır. Her türlü haramdan, yanlış davranıştan, hevâ ve hevesin peşinden gitmekten koruyan bir dönemdir.

Oruçlu olunan bu dönemi yalnızca yemekten içmekten ve cinsel ilişkiden uzak durmak olarak algılayan, ancak duyularını ve duygularını Allah’ın belirlemiş olduğu sınırlar doğrultusunda dizginlemeyen kişi yanılır. Zira Allah Resulü’nün dediği gibi sadece aç kalmış, susuz kalmış olur.

Ramazan aslında bir muhasebe zamanıdır mü’min için… Kendimizle yüzleşme, tövbe etme ve günahlardan arınma ayıdır. İçinde bulunduğumuz ve gerçekte geçici bir imtihan dünyası olan, bir oyun ve eğlence mekânı olan dünya ile ilişkilerimizin ne’liğine ve nasıllığına dair bir muhasebe zamanıdır.

Ramazan bir infak ayıdır. İnanan bireylerin, gelirlerinden, mallarından, servetlerinden Allah için infakta bulundukları, mallarını temizleyen zekâtlarını, fitrelerini, sadakalarını verdikleri dönemdir. Bu dönemde mü’minler her zamankinden daha fazla infak şuurunu hissederler; sahip oldukları malın, mülkün ve servetin aslında Allah’ın kendilerine emanet olarak verdiği geçici şeyler olduğu bilinciyle davranırlar. Dünya hayatının bir mü’min için mal, mülk biriktirme/yığma mekânı değil, sahip olunan şeylerden bir infak mekânı olduğuna, sahip olunan her nimetin mutlaka bir hesabının olduğuna inanır ve buna göre davranırlar. Mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu hatırda tutarlar; bu “gerçek sahibin” emrettiği doğrultuda emanetten infakta bulunurlar.

Ramazan aslında bir muhasebe zamanıdır mü’min için… Kendimizle yüzleşme, tövbe etme ve günahlardan arınma ayıdır. İçinde bulunduğumuz ve gerçekte geçici bir imtihan dünyası olan, bir oyun ve eğlence mekânı olan dünya ile ilişkilerimizin ne’liğine ve nasıllığına dair bir muhasebe zamanıdır. Bizim için aslolanın bu dünya hayatı, dünyada hedeflediğimiz çıkarlar, menfaatler ve gelecek kaygıları mı, yoksa ebedi olan dârı bekâ mı olduğuna dair bir muhasebe… Dünya hayatını nasıl algıladığımıza, dünyayı bir araç mı yoksa amaç mı edindiğimize ve hesap gününe hazırlık yapıp yapmadığımıza yönelik bir muhasebe…

Aynı zamanda yaşantımızda gerçekte kime kul olduğumuz sorusuyla ilgili bir muhasebe fırsatıdır Ramazan. “Yalnızca Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın” emri mucibince bir yaşam mı sürüyoruz, yoksa bunu teorik olarak telaffuz ederken gerçekte yaşantımızda bizleri Allah’tan, Allah’ın iradesinden başka yönlendiren güçler mi var sorusunu tekrar tekrar sorup kendimizi sigaya çekeceğimiz bir zaman dilimidir. Babalarımızın, oğullarımızın, kardeşlerimizin, eşlerimizin, ait olduğumuz sosyal yapıların, kazandığımız malların, kesada uğramasından korktuğumuz ticâretin ve beğendiğimiz meskenlerin bize Allah’tan, Resulünden ve onun yolunda cihattan daha sevimli ve daha belirleyici olup olmadığına dair sorgulama yapacağımız bir dönemdir. Hakka ve batıla, iyiye ve kötüye, doğruya ve yanlışa dair bakış açımızda gerçekte etkili olanın ne olduğuna dair bir muhasebe zamanıdır.

Ramazan, bağlı olduğumuzu ifade ettiğimiz değerlerin yaşantımıza ne kadar yön verdiğine dair bir muhasebe zamanıdır. İnsanlara emredip durduğumuz iyiliğe kendimizin ne kadar bağlı olduğumuz sorusunu sorma ve iyiliği emredip dururken kendimizi unutup unutmadığımızın muhasebesini yapma zamanı… Yine, her daim hakka ve hakikate bağlı kalmak, hakkı dimdik ayakta tutanlardan olmak, zalime karşı çıkmak ve mazlumun yanında yer almak sözümüze ne kadar bağlı kaldığımızın muhasebesi…

Ramazan, bizler için gerçekte birer imtihan aracı olarak verilen evlâdu iyâlimizle ilişkilerimize, sahip olduğumuz mal, mülk, servet ve unvana dair yaklaşımlarımıza, tutumlarımıza ve davranışlarımıza yönelik de bir muhasebe zamanıdır.  Allah’la yaptığımız akde, misaka ne kadar bağlı olduğumuza, kurtuluş reçetesi olan “Allah’tan başka ilah yoktur” mesajına ne kadar sadık kaldığımıza dair kendimizi gözden geçirme zamanıdır. Rabbimizin, “insanlar ‘inandık’ demekle, imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler” (Ankebut, 29/2) sözü üzerinde tekrar tekrar düşünme zamanı…

İşte Ramazan, bütün bunlar muvacehesinde idrak edilmesi gereken bir aydır. Bu dönemi Allah’ın kitabıyla hemhâl olma, kendimizle yüzleşme fırsatı olarak gördüğümüz ve bu doğrultuda gerek kendimize gerekse sosyal çevremize yönelik bir muhasebe yaptığımız oranda kazançlı çıkacağımız kesin…